The Catcher in the Rye Quotes - Page 11 | Just Great DataBase

ASK OUR MANAGER TO FIND A BETTER QUOTE
OR IT’S PAGE NUMBER
GET HELP

Then all of a sudden, something very spooky started happening. Every time I came to the end of a block and stepped off the goddam curb, I had this feeling that I'd never get to the other side of the street. I thought I'd just go down, down, and nobody'd ever see me again. Boy, did it scare me. You can't imagine.

0

I didn't care what kind of job it was, though. Just so people didn't know me and I didn't know anybody. I thought what I'd do was, I'd pretend I was one of those deaf-mutes. That way I wouldn't have any goddam stupid useless conversations with anybody. If anybody wanted to tell me something, they'd have to write it on a piece of paper and shove it over to me. They'd get bored as hell doing that after a while, and then I'd be through with having conversations for the rest of my life.

0

Pencey'den ayrıldığın için üzgün müsün?""Eh, biraz üzülüyorum elbette. Tabii... Ama çok değil. Yani, daha henüz kafama dank etmedi galiba. Böyle şeylerin kafama dank etmesi biraz zaman alıyor. Şimdilik yalnızca Çarşamba günü eve gitmeyi düşünüyorum. Kafasızın tekiyim ben.

0

The mark of a mature man is not willing to die for a worthy cause, rather it's willing to live for one

0

Hava güneşliyse durum o kadar kötü sayılmazdı, ama bir iki kez -tam iki kez- biz mezarlıktayken yağmur başladı. Korkunçtu. Yağmur yağıyordu çocuğun başındaki mezar taşına, karnının üstündeki çimlere. Her ter sırılsıklam olmuştu. Mezarlığı ziyarete gelen herkes deli gibi arabalarına koşmaya başladı. İşte bunu görünce deli oluyordum neredeyse. Bütün ziyaretçiler arabalarına atlayıp, radyolarını açabilirler, yemeğe bir yerlere gidebilirlerdi. Buna dayanamamıştım.

0

Hava güneşliyse durum o kadar kötü sayılmazdı, ama iki kez -tam iki kez- biz mezarlıktayken yağmur başladı. Korkunçtu. Yağmur yağıyordu çocuğun başındaki mezar taşına, karnının üstündeki çimlere. Her yer sırılsıklam olmuştu. Mezarlığı ziyarete gelen herkes deli gibi arabalarına koşmaya başladı. İşte bunu görünce deli oluyordum neredeyse. Bütün ziyaretçiler arabalarına atlayıp, radyolarını açabilirler, yemeğe bir yerlere gidebilirlerdi. Buna dayanamamıştım.

0

Onlar gittikten sonra, bağış için yalnızca on kağıt verdiğim için üzülmeye başladım. Ama, bizim Sally Hayes'le matineye gidecektik. Biletler için filan köşeye biraz para ayırmam gerekti. Ama yine de üzüldüm. Lanet para. Sonunda hep böyle üzülür durursunuz.

0

Katolikler, soyadınızı bilmeseler de, Katolik olup olmadığınızı anlamaya çalışırlar hep.

0

Orada öylece takılmamın nedeni; kendimce bir çeşit veda duygusu yaşamaya çalışmamdı. Birçok okuldan, birçok yerden ayrıldım, ayrıldığımı anlayamadım. Bundan nefret ediyorum. Ayrılışlarım acıklı, hatta kötü olabilir, ama bir yerden artık ayrılıyorsam bunu anlamak istiyorum. Bunu anlamadığınız zaman kendinizi daha kötü hissediyorsunuz.

0

Bana birisi bir armağan verdiğinde, sonunda üzülen hep ben olurum.

0

Prăpastia către care cred că te îndrepţi e o prăpastie deosebită, îngrozitoare. Omul care cade nu poate simţi sau auzi cînd a atins fundul. Cade, cade la nesfîrşit. Asta se întîmplă cu oamenii care la un moment dat în viaţă au căutat ceva ce nu puteau găsi în mediul înconjurător. Sau care şi-au închipuit că nu-l pot găsi. Şi care atunci au renunţat să mai caute. Au renunţat încă înainte de a fi început să caute cu adevărat.

0

Tenis üzerine sizinle konuşmak filan, çocuğun çok hoşuna gidiyordu, ama anlıyordunuz, bir de Katolik olsaydınız çok daha hoşuna gidecekti.

0

Era uno de esos tíos que consideran una mariconada no partirte cuarenta dedos cuando te dan la mano.

0

Life is a game, boy. Life is a game that one plays according to the rules.Yes, sir. I know it is. I know it.

0

Bu iki rahibenin bana Katolik olup olmadığımı sormadıklarına bu nedenle memnun olmuştum. Sorsalardı, konuşmamız berbat olmazdı, ama ben de herhalde farklı davranırdım.

0

O rahibeleri bu yüzden sevmiştim. Anlıyordunuz, her seyden önce, onlar hiç bir zaman öyle şatafatlı yerlerde yemek yemezlerdi. Onların hiç bir zaman şatafatlı bir yerde yemeğe gitmediklerini düşününce felaket üzüldüm.

0

La vida es una partida, muchacho. La vida es una partida que uno juega de acuerdo con las reglas.

0

Dar să fi auzit despre ce vorbeau. În primul rînd că erau amîndoi cam ciupiţi. O pipăia pe sub masă şi, în acelaşi timp, îi povestea despre un coleg de-al lui care înghiţise un tub întreg de aspirină şi aproape că se sinucisese. Şi fata repeta întruna: «Vai, ce groaznic... Nu, iubitule. Nu, te rog. Nu aici.» Ce părere aveţi despre un tip care pipăie o fată şi în acelaşi timp îi povesteşte de unul care a vrut să se sinucidă? Pe mine m-au distrat grozav.

0

Պատճառն այն է, որ շատ բան գիտի թատրոնի, պիեսների ու գրականության մասին։ Եթե ինչ-որ մեկը շատ բան գիտի նման բաների մասին, երկար ժամանակ է պետք՝ պարզելու՝ իսպապես հիմար է, թե ոչ։

0

Lo malo de las chicas es que si un tío les gusta, por muy mala persona que sea te dirán que tiene complejo de inferioridad, y si no les gusta, ya puede ser buen chico o tener un complejo de inferioridad tremendo, que dirán que es un creído.

0

Çocuk müthişti. Kaldırımda yürümüyordu, ama kaldırımın hemen dibinden, dümdüz bir çizgide yürüyormuş gibi yapıyordu, çoğu çocuklar gibi ve durmadan, "Yakalarsa birini biri, çavdarlar arasında," şarkısını söylüyordu. Güzel bir sesi vardı. Üstelik, şarkıyı felaket iyi söylüyordu. Arabalar yanından vızır vızır geçiyor, frenler cayır cayır ötüyor o kaldırımın dibinden yürüyor, "Yakalarsa birini biri, çavdarlar arasında," şarkısını söylüyordu. Öyle hoşuma gitti ki. Artık pek fazla moral bozukluğu hissetmiyordum.

0

Se davvero avete voglia di sentire questa storia, magari vorrete sapere prima di tutto dove sono nato e com'è stata la mia infanzia schifa e che cosa facevano i miei genitori e compagnia bella prima che arrivassi io, e tutte quelle baggianate alla David Copperfield, ma a me non mi va proprio di parlarne. Primo, quella roba mi secca, e secondo, ai miei genitori gli verrebbero un paio di infarti per uno se dicessi qualcosa di troppo personale sul loro conto.

0

Phoebe'ye "Little Shirley Beans" adlı plağı almak istiyordum. Çok zor bulunan bir plaktı. Plak, iki ön dişi düştüğü için çok utandığından evinden dışarı çıkmayan küçük bir kız çocuğu hakkındaydı.

0

La mayoría de las chicas a las que les coges la mano dejan la mano como muerta o creen que tienen que moverla todo el rato porque piensan que si no vas a aburrirte todo el rato o algo así.

0

Was mich richtig umhaut, sind Bücher, bei denen man sich wünscht, wenn man es ganz ausgelesen hat, der Autor, der es geschrieben hat, wäre irrsinnig mit einem befreundet und man könnte ihn jederzeit, wenn man Lust hat, anrufen. Das kommt aber nicht oft vor.

0

Apoi m-a prezentat ofiţerului de marină. Îl chema Blop, sau aşa ceva, şi era comandor. Era un tip din ăia care se tem că-i consideri homosexuali dacă nu-ţi rup cel puţin patruzeci de degete cînd dau mîna cu tine.

0

Basketbol takımındakiler birbirlerini tutuyor, Katolikler birbirlerini tutuyor, lanet entellektüeller birbirlerini tutuyor, Ayın Kitabı Kulübüne üye olan herifler bile birbirlerini tutuyor.

0

I sort of miss everybody I told about.

0

Her neyse, atom bombasını keşfettiklerine çok memnunum bir bakıma. Yeni bir savaş olursa, gider bombanın tepesine otururum. Bunun için gönüllü giderim, yemin ediyorum.

0

De partida, un cuerno. Menuda partida. Si te toca en el lado de los peces gordos, desde luego es una partida, lo reconozco. Pero como te toque en el otro lado, donde no hay ningún pez gordo, ¿qué tiene eso de partida? Nada. De partida, nada.

0

Derdi ki, dünyadaki evli erkeklerin yarısı homoymuş, ama kendileri bile öyle olduklarını bilmezlermiş. Eğer eğiliminiz varsa, bir gece içinde homo olabilirmişsiniz. Felaket korkuturdu bizi. Homo olacakmıyım acaba diye dertlenir dururdum.

0

Ah nerede o günler, gerçekten öldüğüm zaman, şöyle aklı başında biri çıkıp beni denize filan atıverse, ne iyi olurdu. Ne yaparlarsa yapsınlar da, beni lanet bir mezara tıkmasınlar. Pazar günleri millet gelip karnınızın üstüne bir sürü çiçek filan koyacak, daha bir sürü zırvalık. Öldükten sonra çiçeği kim ne yapsın?

0

One thing about packing depressed me a little. I had to pack these brand-new ice skates my mother had practically just sent me a couple of days before. That depressed me. I could see my mother going in Spaulding's and asking the salesman a million dopy questions- and here I was getting the ax again. It made me feel pretty sad. She bought me the wrong kind of skates- I wanted racing skates and she bought hockey- but it made me sad anyway. Almost every time somebody gives me a present, it ends up making me sad.

0

Sensitive. That killed me. That guy Morrow was about as sensitive as a goddamn toilet seat.

0

Her neyse, hep, büyük bir çavdar tarlasında oyun oynayan çocuklar getiriyorum gözümün önüne. Binlerce çocuk, başka kimse yok ortalıkta yetişkin hiç kimse, yani benden başka. Ve çılgın bir uçurumun kenarında durmuşum. Ne yapıyorum, uçuruma yaklaşan herkesi yakalıyorum; nereye gittiklerine hiç bakmadan koşarlarken, ben bir yerlerden çıkıyor, onları yakalıyorum. Bütün gün yalnızca bu işi yapıyorum. Ben, çavdar tarlasında çocukları yakalayan biri olmak isterdim. Çılgın bir şey bu, biliyorum, ama ben yalnızca böyle biri olmak isterdim. Biliyorum, bu çılgın bir şey.

0

It was against my principles and all, but I was feeling so depressed I didn't even think. That's the whole trouble. When you're feeling very depressed, you can't even think.

0

It was the last game of the year, and you were supposed to commit suicide or something if old Pencey didn't win.

0

إنني أختار أروع الأوقات للتعثر بحقيبتي أو بغيرها.

0

What I liked about her, she didn't give you a lot of horse manure about what a great guy her father was. She probably knew what a phony slob he was.

0

If you want to know the truth, the guy I like best in the Bible, next to Jesus, was that lunatic and all, that lived in the tombs and kept cutting himself with stones. I like him ten times as much as the Disciples, that poor bastard.

0

Jane Gallagher. Jesus ... I couldn't get her off my mind. I really couldn't. "I oughta go down and say hello to her, at least.

Page number : 4
×
Sarah
Sarah online
Need help with writing a paper? We can offer you a custom sample of any type of text.
Quick Help Button